Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Aile Hukuku - Pratik Çalışma
Duyuru Arşivi
Aile Hukuku - Pratik Çalışma

PRATİK ÇALIŞMA

(AİLE HUKUKU-NİŞANLANMA)

Bay A, bir süredir ilgi duyduğu 16 yaşındaki Bayan B’ye evlenme vaadinde bulunur. B, buna karşı açık bir beyanda bulunmadığı halde taraflar nişanlı gibi davranmaya başlar ve evlilik hazırlıklarına girişirler. Çeyizini hazırlamaya başlayan B, birçok ev ve mutfak eşyası alır. B’nin babası C, A ve B’nin evlendikten sonra yaşaması için bir daire kiralar ve 6 aylık kirasını peşin öder. A’nın annesi D, B’ye aile yadigarı zümrüt kolye ve küpe takımı hediye eder. B ise A’ya özel üretim oldukça değerli bir saat hediye eder. Evlenme hazırlıkları devam ederken, A, iş yerinde çalışmaya yeni başlayan Bayan E ile tanışır ve birbirlerine ilgi duymaya başlarlar. B ile evlenmesine bir hafta kalan A, kimseye haber vermeden E ile evlenir. Bunu öğrenen B, sinir krizi geçirir ve depresyona girer.

SORULAR

1. a) A ve B’nin arasında nişanlanma kurulmuş mudur?

b) B’nin yasal temsilcileri A ile evlenmesine karşı çıkmış olsa idi, bu durumun nişanlanmanın üzerinde etkisi ne olurdu?

2. a) A’nın E ile evlenmesinin A’nın B ile olan nişanlılığına etkisi nedir?

b) B, A’ya karşı hangi davaları açabilir ve bu davalarda hangi taleplerde bulunabilir?

c) Bu davalar bir süreye tabi midir? Tabi ise bu süreyi ve niteliğini belirtiniz.

3. C’nin nişanlanmanın sona ermesi üzerine A’ya yöneltebileceği herhangi bir talep var mıdır?

4. D’nin B’ye verdiği hediyelerin iadesini talep etmesi mümkün müdür?

 

CEVAP ANAHTARI

1. a) Nişanlanmanın kurulabilmesi için, tarafların farklı cinsiyetten olması ve karşılıklı evlenme vaadinde bulunması gerekir. Evlenme vaadini içeren irade açıklaması, sözle veya yazıyla açık olarak yapılmış olabileceği gibi, bu arzuyu açıklayan bir davranışla da yapılmış olabilir. Nişan merasimi nişanlanmanın gerçekleşmesi için kurucu bir unsur değildir. B’nin A ile beraber evlilik hazırlıklarına başlaması, nişanlanmaya yönelik irade beyanının bulunduğunu gösterir. Sonuçta, olayda nişanlanmasının kurucu unsurları bulunmakta olup, nişanlanma hukuken geçerli biçimde kurulmuştur.

b) Olayda B’nin 16 yaşında olduğu belirtilmiştir. Aksine bir bilgi olmadığı için ayırt etme gücüne sahip olduğu kabul edilen B sınırlı ehliyetsizdir. MK m. 118/II’ye göre, nişanlanma yasal temsilcilerinin rızası olmadan küçüğü bağlamaz. Bu hükmün nasıl anlaşılması gerektiği doktrinde tartışmalıdır. Buna göre, nişanlanmada da diğer hukuki işlemlerde olduğu gibi ayırt etme gücüne sahip küçüğün yasal temsilcisinin rızasına kadar hiçbir şekilde nişanlanma ile bağlı olmadığı, ancak sonradan icazet alınınca nişanlanmanın sınırlı ehliyetsiz için de geriye etkili olarak hüküm ifade edeceği savunulabileceği gibi, nişanlanmanın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu ve kullanılmasının yasal temsilcinin rızasına bağlı olmadığı; Medeni Kanun’un nişanlanmanın mali sonuçları itibariyle sınırlı ehliyetsizi korumak için sadece bu sonuçların doğumu bakımından yasal temsilcinin rızasını aradığı da savunulabilir. Bu son görüş benimsendiğinde sınırlı ehliyetsizin yaptığı nişanlanma geçerli sayılacak, ancak o nişanın bozulmasına sebep olursa bunun mali sonuçları ile sorumlu olmayacaktır.

Olayda A, aksine bir bilgi verilmediği için tam ehliyetlidir. Sınırlı ehliyetsiz ile nişanlanan tam ehliyetli nişanlanmanın gerek şahsi gerekse mali sonuçları ile bağlıdır. Bu bakımdan, A, B’nin durumunu ister başlangıçta bilsin, ister sonradan öğrensin B’nin yasal temsilcisine nişanlanmaya uygun bir süre içerisinde icazet vermesini teklif edebilir. İcazet verilmezse, A bu sebeple nişanı bozabilir. Ancak, nişanlanmaya diğer hukuki işlemlerdeki genel kuralın uygulanacağı kabul edilirse, yasal temsilci icazet vermediği ihtimalde nişanlanma hükümsüz kalacaktır.

 

2. a) Nişanlanma, tarafların anlaşması, şarta bağlı olarak yapılmış ise bozucu şartın gerçekleşmesi, evlenmenin imkansızlaşması, kesin bir evlenme engelinin ortaya çıkması, taraflardan birinin nişanı bozması veya evlenme ile sona erer. Evlenme, nişanlı ile olabileceği gibi, üçüncü bir şahısla da olabilir. Bu sebeple olayda A ve B arasındaki nişanlanma, A’nın E ile evlenmesi nedeni ile sona ermiştir.

b) Nişanlanma, nişanlılardan birinin üçüncü bir kişi ile evlenmesi nedeniyle sona erdiği takdirde, nişanlanma başkasıyla evlenen nişanlı tarafından haksız olarak bozulmuş olur buna ilişkin sonuçları doğurur. Olayda da nişanlanma haksız olarak bozulmuş olduğundan, B, A’dan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir ve nişan dolayısı ile verdiği saatin (hediyenin) iadesini isteyebilir.

B, nişanın haksız olarak bozulmasından dolayı A’ya açacağı maddi tazminat davasında evlenmenin yapılacağına güvenerek bu amaçla yaptığı masrafları talep edebilir. Bu kapsamda, B, nişanlılık sürecinde aldığı ev ve mutfak eşyalarının bedelini dürüstlük kuralına uygun olduğu ölçüde A’dan talep edebilecektir. Eğer A ve B bir nişan töreni düzenlemiş olsa idi, B’nin nişan dolayısı ile yapmış olduğu masrafların da tazmini talep edilebilecekti. Mahkeme, B’nin tüm zararının tazminine hükmetmek zorunda değildir. Bu bağlamda, hakimin takdirine göre uygun bir tazminata hükmedilecektir.

B, nişanlanmanın bozulması nedeniyle uğradığı psikolojik yıpranma ve acı nedeni ile A’dan manevi tazminat talebinde de bulunabilir. Manevi tazminat talebinde bulunabilmenin şartları, nişanı bozan tarafın kusurlu olması ve bozma nedeniyle diğer tarafın kişilik hakkının zedelenmesidir. Olayda B, A’nın kusuru ile nişanı bozması sonucu depresyona girmiş ve kişilik hakkı zedelenmiştir. Bu nedenle manevi tazminat isteme şartları oluşmuştur. Manevi tazminat olarak, yalnızca uygun miktarda para istenebilir. Başka türde bir tazminat istenemez ve hakim de para ödenmesi dışında bir tazminata hükmedemez.

Taraflar, nişanlılık dolayısı ile birbirlerine verdikleri, alışılmışın dışındaki hediyeleri nişan bozulduktan sonra geri isteyebilir. Burada önemli olan kriter, hediyenin alışılmışın dışında olmasıdır. Onun dışında iade talebinde bulunan tarafın nişanı kendi kusuru ile bozmuş olması önemli değildir. Nelerin alışılmışın dışında görüleceğini, hakim, mahalli örf ve adete, tarafların sosyoekonomik durumuna göre belirler. Olayda, B’nin A’ya hediye ettiği saat, ekonomik değeri çok yüksek olduğundan alışılmışın dışında bir hediye olarak görülerek iadesi talep edilebilir.

c) B’nin A’ya yönelteceği talepler MK m. 123’te düzenlenen süreye tabidir. Bu kapsamda. B’nin tazminat ve iade talepleri, nişanlanmanın sona ermesinden itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrayacaktır.

 

3. Kanun koyucu, bir nişanlının ana ve babasına ya da onlar gibi hareket eden kimselere diğer nişanlıdan maddi tazminat talebinde bulunmasına imkan tanımıştır. Bu kişilerin tazminat talebinde bulunabilmesi için, nişanın diğer nişanlı tarafından haksız olarak bozulması gerekir. Bu şart gerçekleştiği takdirde, evlenmenin gerçekleşeceği kanaatiyle dürüstlük kuralına uygun olarak yapılan masrafların tazmini talep edilebilir. Tazmini talep edilecek zararlar, nişanlılar için yapılan masraflardır, yoksa ana ve baba ya da onlar gibi hareket eden kimselerin kendileri için yaptıkları masraflar bu kapsamda değerlendirilemez. Olayda, C’nin A ve B için daire kiralayıp 6 aylık kira bedelini de ödemesi, nişanlılar için yapılmış, dürüstlük kuralına uygun bir masraf olduğundan tazmini talep edilebilir. C’nin nişanın bozulmasına dayalı olarak manevi zarara uğradığı iddiası ile MK m. 121’e dayanması ise mümkün değildir.

 

4. Ana ve baba ya da onlar gibi hareket eden kimseler, nişanlılık dolayısıyla diğer nişanlıya verdikleri, alışılmışın dışındaki hediyeleri, nişan bozulduktan sonra geri isteyebilir. Tazminat taleplerinden farklı olarak burada, kusurlu olarak nişanı bozan tarafın ana ve babası ya da onlar gibi hareket eden yakını da iade talebinde bulunabilir. D’nin B’ye verdiği aile yadigarı zümrüt kolye ve küpe takımı alışılmışın dışında bir hediye olup, nişan bozulduktan sonra iadesinin talep edilmesi mümkündür.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
. . .