Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Borçlar Hukuku Genel Hükümler I Final Sınavı
Duyuru Arşivi
Borçlar Hukuku Genel Hükümler I Final Sınavı

OLAY I

Fabrikatör Bay (F) tekstil fabrikasındaki imalatı hızlandırmak için makine satıcısı Bay (M)’ye yazdığı bir e-mail ile özelliklerini listelediği türden iki makine almak istediğini belirtmiş ve kendisine bunlarla ilgili fiyat teklifi sunmasını rica etmiştir. E-maili okuyan Bay (M) bunlarla ilgili fiyat araştırması yapmaya başlamış ve Bay (F)’ye bir e-mail yazarak bu makineleri kendisine tanesi 760.000 TL’den satabileceğini bildirmiştir. Ancak diğer bir satıcı Bay (S) Bay (F)’ye bu makineleri tanesi 700.000 TL’den satabileceğini iletmiştir. Bay (F) de diğerinden daha avantajlı olan bu teklifi kabul etmiş ve satım bedelini ödeyerek makinelerin kendisine gönderilmesini istemiştir.

SORU 1- Bay (F)’nin makineleri Bay (S)’den alacağını öğrenen Bay (M), kendisinin fiyat tespiti yapmak için günlerce araştırma yaptığını, Bay (F)’nin kendisine yaptığı teklifle bağlı olduğunu ve fiyat teklifini içeren e-mail sonucu aralarında bir sözleşme kurulduğunu iddia etmiştir. Bay (M)’nin bu iddialarını hukuki açıdan değerlendiriniz. (15 p)

Cevap:

İcaptan (öneriden) söz edebilmek için;

Önerinin kurulması istenen sözleşmeye ilişkin bütün esaslı unsurları içermesi gereklidir.

Öneride bulunan tarafın, sözleşmenin kurulmasına ilişkin olarak kendisi açısından son sözü söylemiş, yani karşı tarafın kabulü ile sözleşmenin kurulmasını göze almış olmalıdır.

Yapılan öneri, kurulacak sözleşmenin esaslı unsurlarını belirli veya belirlenebilir biçimde içermiyor ise veya bunları içerse bile, sözleşmenin kurulması açısından kesin bağlanma iradesi olmadan yapılmışsa bunu öneri saymak mümkün değildir; ancak bir öneriye davet söz konusu olur.

Usulüne uygun yapılmış bir öneri sahibini bağlar.

Somut olayda Bay F’nin beyanı, esaslı unsurlardan fiyat unsurunu içermemektedir. Bu yüzden icap olarak nitelendirilemez. Böyle olunca icap için söz konusu olan bağlayıcılık burada gündeme gelmeyecektir.

Bay F’nin beyanı icap olarak nitelendirilemediğinden buna karşılık Bay M’nin beyanı kabul olarak nitelendirilemez ve sözleşmenin onun irade beyanı ile kurulması söz konusu olamaz. Bu yüzden Bay M’nin iddiaları doğru değildir.

SORU 2-  Bay (S) birkaç gün sonra kârlı bir alışveriş yapmış olmanın keyfiyle kahvesini yudumlayan Bay (F)’yi arar ve makinelerin ücreti hususunda yanıldığını, makinelerin aslında 730.000 TL olduğunu ve bu nedenle kendisine 30.000 TL daha ödemesi gerektiğini bildirir. Ancak Bay (F) sözleşmenin kurulmuş olduğunu, artık daha fazla ücret istenemeyeceğini iddia eder.

a- Somut olayda sözleşme kurulmuş mudur? Bu açıdan Bay F’nin iddialarını değerlendiriniz? (10 p)

Cevap:

Bay S’nin irade beyanı fiyat ve satım konusunu içerdiğinden icap olarak nitelendirilir. Bay F’nin buna yönelik kabul beyanı ile sözleşme kurulmuştur. Sözleşme, ilk irade beyanında belirtilen fiyat üzerinden kurulduğundan sonradan tek taraflı olarak fiyatın değiştirilmesi mümkün değildir.

b- Bay S’nin iddiasının hukuki sonucu nedir? (5 p)

Cevap:

Bay S’nin fiyat konusunda yanılmış olması irade sakatlığı anlamına gelir. Fiyatın belirlenmesine yönelik iradesi meydana gelirken bir yanılması söz konusu olduğundan olayda beyan hatası değil saik hatası gündeme gelebilir.

Saik hatasının sözleşmeye etki edebilmesi için esaslı saik hatası olması gerekmektedir. Esaslı saik hatasının söz konusu olması halinde iradesi sakatlanan taraf sözleşmeyi iptal edebilecektir.

OLAY II

Manifatura malzemelerinin toptan satışı ile uğraşan Bay (T) ürünlerini tanıtması ve satması için Bay (M)’ye yetki vermiş ve kendisine bu hususu belirten bir belge vermiştir. Bay (M) elindeki ürünleri pazarlamak için esnaf Bay (E)’nin dükkanına gitmiş ve Bay (E)’ye leke tutmayan nitelikte olduğunu iddia ettiği masa örtülerinden 10.000 adet satmıştır.  Ne var ki Bay (E) daha sonra masa örtülerinin leke tuttuğunu fark etmiştir. Bay (E) derhal Bay (T)’yi arayarak masa örtülerini iade edeceğini bildirmiş ve parasını geri istediğini beyan etmiştir. Bay (T) ise kendisinin masa örtülerinin leke tutmadığı yönünde bir beyanda bulunmadığını söyleyerek Bay (E)’nin bu talebini reddetmiştir.

SORU 1-  Bay T ile Bay M arasındaki hukuki ilişkiyi nitelendiriniz. (5 p)

Cevap:

Bay T, Bay M’ye kendi adına ve hesabına işlem yapabilmesi için yetki vermiştir. Bu bir temsil yetkisidir. Temsil yetkisi tek taraflı irade beyanı ile verilen bir yetkidir.

SORU 2- Bay (E) ve Bay (T)’nin iddialarını değerlendirerek, Bay (E)’nin satım sözleşmesi ile bağlı olup olmadığını değerlendiriniz. (10 p)

Cevap:

Bay E, kendisinin masa örtüleri konusunda aldatıldığını ileri sürmek ve parasının iadesini talep etmek suretiyle sözleşmeyi hile nedeniyle iptal etmiş olmaktadır.

Hile irade sakatlığına yol açar ve iradesi sakatlanan tarafa gerçekten de sözleşmeyi iptal yetkisi verir. Somut olayda masa örtülerinin niteliğine ilişkin bir yanıltma söz konusu olduğundan bir hileden söz etmek mümkündür.

Ne var ki, somut olayda hileyi yapan sözleşmenin tarafı değil, onun temsilcisidir. Normalde sözleşmenin tarafı olmayan kimselerin hilesi üçüncü kişinin hilesidir ve sonuç doğurabilmesi için lehine hile yapan kişinin bunu bilmesi ya da bilebilmesi gerekir. Ne var ki, temsilci aracılığı ile yapılan sözleşmelerde temsilcinin hilesi, üçüncü kişinin hilesi sayılmaz. Bu hile, tıpkı karşı âkidin hilesi gibi sonuç doğurur. Zira temsilci sözleşmeye katılmayan üçüncü kişi olarak algılanamaz. O, sözleşmenin kurulmasına katılmaktadır. Bundan dolayı da temsil olunan, temsilcinin hilesini bilsin ya da bilmesin, hile, sonuçlarını doğuracaktır. Diğer taraf, sözleşmeyi hile hükümlerine dayanarak iptal edebilecektir.

Somut olayda Bay M’nin aldatıcı beyanı adeta tarafın hilesi gibi sonuç doğuracak ve karşı tarafa sözleşmeyi iptal yetkisi verecektir. Bu durumda Bay E’nin sözleşmeyi iptal ettiği ve sözleşme ile bağlı olmadığı belirtilmelidir.

SORU 3- Bay (T) Bay (M)’yi ahlaklı çalışmaması nedeniyle yetkisini geri almıştır. Bu duruma çok içerleyen Bay (M), mağaza sahibi Bay (S) ile 10 koli battaniye için çok düşük bir fiyata satım sözleşmesi yapmıştır. Bay (T)’nin bu sözleşme ile bağlı olup olmadığını, Bay S’nin ileri sürebileceği bir hakkının bulunup bulunmadığını açıklayınız. (10 p)

Cevap:

Bay T, M’nin yetkisini geri almak suretiyle onu temsilcilikten azletmiştir. Bu durumda M yetkisiz temsilci haline gelir. Yetkisiz temsil halinde sözleşmenin bağlayıcı hale gelebilmesi için temsil olunanın buna icazet vermesi gerekir.

Somut olayda M, yetkisiz temsilci olarak sözleşme akdetmiştir. Bu yüzden akdedilen sözleşme bağlayıcı olmayacaktır. Olayda T’nin sözleşmeye icazet verdiğine dair bir açıklık da bulunmamaktadır.

Olayda dikkat edilmesi gereken bir husus, Bay M’ye ilk başta yetki belgesi verilmiş olmasıdır. Bay T, M’yi azletmesine rağmen belgeyi geri almamıştır. Bu dururum, sözleşmenin yetkisiz temsilci ile kurulduğu ve bağlayıcı olmayacağı gerçeğini değiştirmez. Fakat Bay T, belgenin geri alınması için gerekeni yapmadığından bu nedenle Bay S’nin uğradığı zararları gidermekle yükümlü olacaklardır.

OLAY III

T’ye ait tarlayı sürmekte olan T’nin işçisi İ, traktörün freninin patlaması üzerine komşu tarlada annesinin yanında oynamakta olan 5 yaşındaki Ç’ye çarpmış ve kaza Ç’nin gözlerini kaybetmesine neden olmuştur.

SORU 1- Olayda Ç’nin gözlerini kaybetmesi üzerine T’ye karşı tazminat davası açabilip açamayacağını, bunun hukuki dayanağını açıklayınız. (10 p)

Cevap:

Olayda Karayolları Trafik Kanunu uygulama alanı bulmaz. Zira özel mülkiyette meydana gelen bir kazadan söz edilmektedir.

Olayda traktörün freni patladığı için İ’nin kusurundan ve sorumluluğundan söz edilemez.

Bununla birlikte onu istihdam eden T’nin sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Zira zarar T’nin egemenliğine tabi olan İ’nin, onun işini gördüğü bir sırada gerçekleşmiştir. Bu sorumluluk için kusur aranmaz. T’nin, Ç’nin uğradığı zararları gidermeye mahkum edilmesi gerekir.

SORU 2- İ’nin traktörün freninin patlaması nedeniyle değil de traktörü dikkatsiz kullanması nedeniyle Ç’ye çarpmış olması ihtimalinde, T ve İ’nin birlikte sorumlu olması mümkün olacak mıydı? Kısaca açıklayınız. Birlikte sorumlu olması ihtimalinde aralarındaki rücu mekanizmasını anlatınız. (10 p)

Cevap:

İ’nin traktörü dikkatsiz kullanması onun kusurunu gündeme getirirdi. Bu ihtimalde hem istihdam eden sıfatıyla T’ye; kusursuz sorumluluk sebebiyle hem de İ’ye genel haksız fiil hükümleri uyarınca tazminat davası açılabilecekti. Burada farklı sebeplerden de olsa aynı zarar nedeniyle birlikte sorumluluk söz konusu olur ve bu, müteselsil sorumluluk anlamına gelir.

Somut olayda tazminatı ödeyen kişi diğerine rücu edebilecektir. Rücu, bütün durum ve koşullar, özellikle kusurun ağırlığına göre belirlenecektir.  

SORU 3- İ’nin söz konusu fiili, sarhoş olduğu bir zamanda işlemiş olması ihtimalinde İ’nin sorumluluğu nasıl olacaktı? Kısaca açıklayınız. (10 p)

Cevap:

 İ’nin sarhoş olması ihtimalinde temyiz kudretinin varlığından söz edilemeyecektir. İ, temyiz kudreti olmadığından tam ehliyetsiz sayılacak ve kural olarak işlemiş olduğu haksız fiillerden sorumlu olmayacaktır.

Temyiz kudretinin geçici olarak kaybedilmesi hallerinde, haksız fiil failine, temyiz kudretini kusuru olmaksızın kaybettiğini ispat etmek suretiyle bu sorumluluktan kurtulabilme imkânı tanınmıştır. Olayda İ’nin sarhoş olması, temyiz kudretinin geçici olarak kaybettiğini gösterir. İ, bu duruma kusuru olmadan düştüğünü ispat etmedikçe, işlemiş olduğu fiilden sorumlu olacaktır.

Metin Sorusu:

Sebepsiz Zenginleşme halinde zenginleşenin iade borcunun kapsamını açıklayınız? (15 p)

İyiniyetli Sebepsiz Zenginleşenin İade Borcunun Kapsamı:

İyiniyetli zenginleşenin geri verme borcunun kapsamı fiilen elde ettiği değil, fakat geri isteme anında malvarlığında mevcut bulunan zenginleşme ile sınırlıdır. Bir başka ifadeyle iyiniyetli zenginleşen elinden çıkarmış olduğu zenginleşmeyi, yerine ikame bir değer elde etmemişse geri vermek zorunda değildir.

İyiniyetli sebepsiz zenginleşen, iade konusu şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri isteyebilir. İade borçlusunun zorunlu veya yararlı nitelikte olmayan lüks masrafları  isteyebilmesi ise mümkün değildir. Buna karşın, lüks masraf ile mala eklenerek bütünleyici parça hâline gelen şeylerin (MK m. 684), mala zarar vermeden ayrılabilmesi mümkün ise, iade borçlusu, iadeden önce o parçayı söküp alabilir. Fakat iade alacaklısı, iade anında bu parçanın değerini ödemeyi önermişse, iade borçlusunun söküp alma hakkını kullanması mümkün değildir. İade konusu mala eklenen parça, bir bütünleyici parça olmayıp eklenti (MK m.686) ise, iade borçlusu tarafından herhangi bir sınırlama bulunmaksızın alınabilir

Kötüniyetli Sebepsiz Zenginleşenin İade Borcunun Kapsamı:

Sebepsiz zenginleşen kötü niyetli ise iyiniyetli zenginleşenden farklı olarak, iade borcunu geri verme zamanındaki zenginleşme miktarıyla sınırlayamaz. Zenginleşen, sebepsiz zenginleşmeye konu şeyi kötü niyetle elinden çıkarmışsa veya ileride bunu geri vermek zorunda kalacağını biliyordu ise, bu şeyi iade etmekle yükümlüdür.

Kötü niyetli zenginleşen, yaptığı faydalı masraflardan ancak geri verme zamanında mevcut olan değer fazlasının kendisine ödenmesini isteyebilir. İstenebilecek masraflar bakımından iyiniyetli zenginleşen hakkında belirtilen diğer konular, özellikle; yapılan zorunlu masraflar ile lüks masrafların durumu ve iade borçlusunun söküp alma hakkını kullanması, kötü niyetli zenginleşen yönünden bir faklılık arz etmemektedir.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi