Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Eşya Hukuku I Bütünleme Sınavı
Duyuru Arşivi
Eşya Hukuku I Bütünleme Sınavı

OLAY

(B), babaları ölünce kardeşi (K) ile kendisine kalan ve içerisinde bir restoran bulunan mağazayı yalnızca kendi adına çıkardığı veraset ilamı (mirasçılık belgesi) ile önce kendi adına tescilini yaptırmış sonra da (C)’ye satmış ve onun adına tapuda tescil yapılmıştır.

Soru 1. (B) ve (K)’nın mağaza üzerindeki hak sahipliğinin türünü belirterek, (B)’nin yapmış olduğu işlemlerin geçerliliğini tartışınız? (20 puan)

Soru 2. (K), C’ye yapılan satış ve tescil işlemlerinin geçerli olduğu varsayımında bu işlemler nedeniyle devletin sorumluluğuna başvurabilir mi? (20 puan)

Soru 3. (B) ve (K)’ya ait olan mağazayı kardeşlerden yalnızca (B)’nin kullanmakta olduğunu ve içerisinde 6 yıldan bu yana restoran işletmekte olduğunu varsayalım. Bu duruma karşı çıkan ve kendisinin de aynı mağazayı kullanma hakkı olduğunu düşünen (K), (B)’den hangi hukuki sebeplere dayalı olarak, hangi koşullarda ne tür taleplerde bulunabilir? Bu konudaki Yargıtay’ın halihazırda geçerli yerleşik içtihadına göre sorun nasıl çözüme kavuşturulacaktır, açıklayınız? (30 puan)

Soru 4: A, B ve C’nin aynı taşınmaz arazi üzerinde eşit pay oranlarıyla paydaş olduklarını ve arazinin bir kısmında 3 katlı bir ev bulunduğunu ve her katın bir paydaş tarafından kullanılmakta olduğunu kabul edelim.

  1. A’nın kendisince kullanılmakta olan katı K’ya kiraya vermesi ve kendi pay oranına denk düşecek kadarlık arazi kısmında Ü lehine üst hakkı kurması mümkün müdür? (10 puan)
  2. A ve B’nin, C’nin karşı çıkmasına rağmen K ile arazideki meyve bahçesi için ürün kirası sözleşmesi yapması mümkün müdür? (10 puan)
  3. Paylı ortaklıklarının kendi aralarında devam etmesi ve yabancıların girmesini istemeyen A, B ve C’ye ne yapmalarını önerirsiniz? (10 puan)

EŞYA HUKUKU I BÜTÜNLEME SINAVI CEVAP ANAHTARI

Cevap 1: B ve K, babalarının mirasçıları olarak ondan kalan mağaza şeklindeki taşınmaz üzerinde elbirliği ile mülkiyet hakkı sahibidirler (5 puan). Bu durumda taşınmaza ilişkin her türlü tasarrufu işlemini yine elbirliğiyle yani her ikisinin birlikte yapması gerekir (5 puan). Ancak (C)’nin, mağazanın (B) ve K’ya ait olduğunu bilmediği yahut bilebilecek durumda olmadığı, yani iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu MK m. 3 gereği karine olarak kabul edileceğinden, bu kişinin tapu siciline güvenerek tapuda tek başına malik olarak görünen B’den bir ayni hak olan mülkiyet hakkı kazanımı MK m. 1023 gereği geçerli kabul edilecek ve bu kişi tescil ile mülkiyeti kazanacaktır (10 puan).

Cevap 2: MK m. 1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasındaki hukuka aykırılıklardan dolayı devletin sorumluluğuna başvurulabilecektir. Devletin sorumluluğunun ilk koşulu hukuka aykırı bir tapu sicili işleminin yapılmış olmasıdır. Hatalı bir veraset ilamı (mirasçılık belgesi) ile yapılan işlemde bu durum belgeden anlaşılsın yahut anlaşılmasın tapu memurunun sahte hatalı mirasçılık belgesine dayalı olarak gerçekleştireceği işlemler hukuka aykırıdır.(10 puan. Yalnız burada Oğuzman veya Mehmet Ayan’dan konuyu okuyanlar ikili bir ayırım yaparlar ve belgeden yanlışlık anlaşılabiliyorsa hukuka aykırı bir işlem vardır anlaşılamıyorsa devletin sorumluluğu gündeme gelmez diye açıklama yapıyorlarsa da 10 puan verebilirsin). Ancak devletin sorumluluğuna başvurulabilmesinin diğer iki koşulu zarar ve zarar ile tapu sicilinin tutulması arasında illiyet bağı bulunmasıdır; kanun kusur şartı aramamaktadır. K mülkiyeti tapu memurunun C adına yaptığı tescil ile kaybetmiş olduğundan zarar ve illiyet bağı unsurları da mevcuttur (10 puan).

Cevap 3: Olayda B ve K’nın elbirliği mülkiyetindeki taşınmazı yalnızca B kullanmakta ve K’nın kullanımına engel olmaktadır. Bu durumda B, K’nın kullanımına engel olduğu ölçüde taşınmazı işgal etmekte olduğundan, K’nın zilyetliğine ve bu suretle mülkiyet hakkına devam eden bir saldırı bulunduğu kabul edilecektir. Bu durumda K, C’ye karşı elatmanın önlenmesi davası açabilecektir. Elatmanın önlenmesi davası malike, mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanmasının haksız olarak güçleştirildiği hallerde bu elatmaya (saldırıya) son verilmesini sağlar. Olayda bu dava ile K, B’nin taşınmazındaki işgaline son verilmesini ve tahliyesini sağlayarak hakimden bir kullanım planı yapmak suretiyle müdahalesini isteyebilir. (10 puan). Olayda işgalci kardeş B, kötüniyetli haksız zilyettir. Kötüniyetli zilyedin malı bizzat kullanması halinde ecrimisil adı altında bir ödeme yapacağı doktrinde ve uygulamada kabul edilmektedir. Ancak bunun için Yargıtay mevcut zilyet olan hak sahibinin diğerlerini intifadan men etmiş olması şartını aramaktadır. Yalnız bunun istisnası ise somut olayda olduğu gibi gelir getiren bir yerin hak sahiplerinden yalnızca birisince kullanımıdır. Bu durumda intifadan men şartı aramamaktadır (15 puan). Yargıtay’ın 1950 tarihli İBK’da ecrimisil talebinin haksız fiil esasına dayanan bir tazminat talebi olduğu kabul edildiği halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve daireleri, kira bedeline ilişkin 5 yıllık zamanaşımını uygulamaya devam etmektedirler. Bu durumda K, dava tarihinden geriye doğru yalnızca 5 yıllık ecrimisil istemesi mümkündür. (5 puan).

Cevap 4:

  1. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve doktrinde hakim görüşe göre paylı mülkiyet konusu taşınmaz kullanma hakkı bakımından paydaşlar arasında fiilen bölünmüş ve her paydaşa belirli bir yer tahsis edilmiş ise, her paydaş kendi bölümüne ilişkin kira sözleşmesi yapabilir. Bu durumda A, kendisinin kullanımına tahsis edilen katı K’ya (diğerlerinin rızası olmaksızın) kiraya verebilir. Ancak eşyanın maddeten kullanımı gerektiren üst hakkı gibi irtifak haklarının sadece paya ilişkin olarak tesis edilemeyeceği kabul edilmekte olduğundan Ü lehine payı üzerinde üst hakkı tesis edemez.
  2. Kanunen paylı mülkiyete konu eşyanın tamamı yahut bir kısmına ilişkin ürün kirası sözleşmesi önemli yönetim işlerinden sayılmış ve yapılması için çift çoğunluk, yani hem paydaş hem de pay çoğunluğu aranmıştır. Olayda A, B ve C taşınmazda eşit oranda paya sahip olduklarına göre pay oranları her birinin 1/3’tür. Bu durumda C karşı çıksa da A ve B’nin K ile yaptığı ürün kirası sözleşmesi geçerlidir.

Paylı mülkiyette paydaşların payının üçüncü kişilere devrini kısıtlama, örneğin diğer paydaşların rızasına tabi kılma, hususunda paydaşların aralarında bir sözleşme yapmaları mümkündür. Ancak bu anlaşma yalnızca tarafları (ve külli halefleri) arasında hüküm ifade eder ve 3. Kişilere karşı ileri sürülemez. Bu yöndeki anlaşmanın tapu siciline şerh edilerek 3. Kişilere karşı ileri sürülebilmesi imkanı da kanunda öngörülmüş değildir.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi