Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | HUK401 İcra ve İflas Hukuku I Ara Sınavı Cevap Anahtarı
Duyuru Arşivi
HUK401 İcra ve İflas Hukuku I Ara Sınavı Cevap Anahtarı

HUK401 İcra ve İflas Hukuku I Ara Sınavı Cevap Anahtarı

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi
2017-2018 Öğretim Yılı I. Yarıyıl
İcra ve İflas Hukuku Ara Sınavı

Cevap Anahtarı

13/11/2017

Sınav Talimatı : Sınav süresi 1 saat 50 dakikadır. Sınav başlangıcında verilen 4 sayfalık cevap kağıdından başka 2 sayfalık bir cevap kağıdı daha verilecektir; bunların dışında başka cevap kağıdı alınamaz. Sorular numara sırasına göre cevaplandırılacaktır. Cevaplar mavi ya da siyah dolmakalem veya tükenmez kalemle yazılacaktır; kurşun kalem ve kırmızı kalem kesinlikle kullanılamaz. Sınav sırasında kanun kullanılamaz. Yazının okunaklı, ifade ve imlanın düzgün olmasına ve cevapların mutlaka gerekçe içermesine dikkat edilmesi önemle rica olunur.        

 

Olay:

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), öğrenimini başarıyla tamamlayarak üniversiteden mezun olmuş ve avukatlık yapmak üzere İstanbul’a yerleşmeye karar vermiştir. Bu sebeple (Ö), Bakırköy’de ikamet eden ev sahibi (E)’nin Çağlayan’daki evini kiralamış; spot eşya satıcısı (S)’den de bedelini peşin ödeyerek 3.000 TL değerinde çeşitli ev eşyası satın almıştır. Ancak, (Ö) iki aylık kira bedelini (E)’ye ödememiş; (S) ise 3 ay geçmesine rağmen ev eşyalarından televizyonu (Ö)’ye teslim etmemiştir.

1) (Ö),  spot eşya satıcısı (S)’ye karşı, televizyonun teslimini sağlamak amacıyla ilamsız icra takibi başlatmayı düşünmektedir. (Ö) bu takibi başarıyla yapabilir mi? Yapabilirse, neden? Yapamazsa, neden? Açıklayınız. (10 puan)

Soruda (Ö)’nün televizyonun teslimini sağlamak amacıyla ilamsız icra takibini başarıyla yapabilip yapamayacağı sorulmaktadır.

İlamsız icrada alacaklının alacağı ilama (veya ilam niteliğinde belgeye) dayanması gerekmemekte; alacaklı, elinde bir ilam ve hatta bir senet ya da belge olmamasına rağmen borçlu aleyhine (ilamsız) icra takibi yapabilmektedir. Hukukumuzda ilamsız icra yalnızca para ve teminat alacakları için kabul edilmiştir. Buna göre, para ve teminat alacağı dışındaki alacaklar için ilamsız icra yoluna başvurulamaz. Ancak istisnai olarak kiralanan taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliyesi de hukukumuzda kabul edilmiştir. Bu istisna dışında ilamsız icra yalnız para ve teminat alacakları içindir. (İİK m. 42). Alacak bir para ve teminat alacağı değilse, alacaklı mutlaka mahkemeden borçlu aleyhine bir ilam almalı ve bu ilam ile birlikte ilamsız icra yoluna başvurmalıdır (İİK m. 24 vd).

Somut olayda (Ö)’nün spot eşya satıcısı (S)’den olan alacağı (televizyonun teslimi), bir para veya teminat alacağı değildir. Dolayısıyla (Ö), spot eşya satıcısı (S)’ye karşı televizyonun teslimini sağlamak amacıyla ilamsız icra takibi başlatıp, bu takibi başarıyla yapamaz. Çünkü icra müdürü, alacağın bir para veya teminat alacağı olmadığını resen gözeterek (Ö)’nün Kanun’daki şartları sağlamayan (ilamsız) takip talebini almamalı ve ödeme emri düzenlememelidir (İİK m. 60, f. 1, ilk cümle).

2) Ev sahibi (E), ödenmemiş 2 aylık kira bedelinin ödenmesi için (Ö)’ye karşı Bakırköy İcra Daireleri nezdinde takip başlatmak  istemektedir. Takip talebinde bulunurken, ev sahibi (E)’nin hangi harç ve giderleri yatırması gerekir? Sayarak belirtiniz. (8 puan)

Aslında, takip masrafları borçluya aittir. Ancak, alacaklı yapılmasını talep ettiği işlemin masrafını avans olarak peşinen öder. Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir (İİK m. 59). Bu anlamdaki icra masrafları, icra harçları ve icra giderleridir.

Soruda ev sahibi (E)’nin takip talebinde bulunurken hangi harç ve giderleri yatırması gerektiği sorulmaktadır. Ev sahibi (E)’nin takip talebinde bulunurken yatırması gereken icra harçları “icraya başvurma harcı” [Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife, B. I. 1. ] ve alacak miktarının binde beşi oranında “peşin harç”tır (Harçlar Kanunu, m. 29). Harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harca konu olan işlem yapılamaz (Harçlar Kanunu, m. 127).

Alacaklı takip talebinde bulunurken ayrıca, bir icra gideri olan tebligat giderlerini, yani ödeme emrinin borçluya tebliği (İİK m. 21, 57; Tebligat Kanunu m. 5) ile borçlunun (İİK m. 62’ye göre yapabileceği) itirazın kendisine tebliği masrafını da avans olarak peşinen yatırmalıdır (İİK m. 59).

3) a. Bakırköy İcra Dairesi Müdürü, ev sahibi (E)’nin takip talebini almış ve ödeme emrini (Ö)’ye tebliğe çıkarmıştır. Ödeme emri (Ö)’nün evde olmadığı sırada, (Ö)’nün evinde misafir olarak bulunan arkadaşına 13.11.2017 tarihinde, başkaca bir kayıt düşülmeden imza karşılığında tebliğ edilmiştir. Fakat (Ö)’nün arkadaşı tebligatı unutmuş, bu tebligatı (Ö)’ye ancak 18.11.2017 günü haber verebilmiştir. Bu şartlar altında (Ö), ödeme emrine karşı muhalefet etmek isterse, bu muhalefetini en son hangi güne kadar, hangi yolla, hangi görevli ve yetkili icra organı nezdinde, nasıl ileri sürebilir? Açıklayınız. (12 puan)

 

Soruda ödeme emrine itiraz (İİK m. 62 vd.) ve usulsüz tebligatın hükmü (Tebligat Kanunu m. 32) hakkında bilgi istenmektedir.

(Ö), ödeme emrine karşı muhalefetini ödeme emrine itiraz yoluyla yapacaktır. Ödeme emrine itiraz etmek isteyen (Ö), itirazını, ödeme emrinin kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içerisinde, takibi yapan icra dairesine veya takibi yapan icra dairesine gönderilmek üzere başka bir yer icra dairesine dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek suretiyle sözlü olarak yapabilir (İİK m. 62, f. 1).

(Ö)’nün itirazını en son hangi güne kadar ileri sürebileceği sorununa gelince; görüldüğü üzere, ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin (usulüne uygun olarak) borçluya tebliğinden itibaren başlamaktadır. İcra dairelerince yapılacak tebliğler Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacaktır (İİK m. 21, m. 57). Somut olayda tebligat usulüne uygun bir tebligat değildir. Çünkü, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır (Tebligat Kanunu m. 16). (Ö)’nün arkadaşı, aynı konutta oturan kişilerden olmayıp (Ö)’nün evinde misafir olarak bulunmaktadır. Bu sebeple, 13.11.2017 tarihinde, (Ö)’nün arkadaşına imza karşılığı yapılan tebligatta başkaca [özellikle, tebliğ muhatabının geçici olarak başka yere gittiği şeklinde (bkz. Tebligat Kanunu m. 20)]  herhangi bir kayıt da bulunmadığından, (Ö)’nün misafirine yapılan tebligat usulsüz bir tebligattır. Ancak, tebliğ usulüne aykırı şekilde yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi kabul edilir (Tebligat Kanunu m. 32).

Somut olayda (Ö), tebligattan 18.11.2017 tarihinde haberdar olmuştur. Tebligat Kanunu m. 32 hükmü gereğince (Ö)’nün beyan edeceği bu tarih (18.11.2017) tebliğ tarihi kabul edilecektir. Buna göre ödeme emrine itiraz süresi de 25.11.2017 günü sona erecektir. 25.11.2017 günü Cumartesi gününe denk gelmektedir. Bir sürenin son günü resmi tatil gününe rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş günü tatil saati sonunda biteceğinden (İİK m. 20, f. 1) somut olayda ödeme emrine itiraz süresi 27.11.2017 Pazartesi günü sona erecektir.

b. (Ö) bir kaza sonucunda 1.12.2017 (Cuma) gününe kadar hastanede yatmak zorunda kalmış olsaydı, önceki 4-a şıkkında vermiş olduğunuz cevap değişir miydi? Açıklayınız. (10 puan)

(Ö), bir kaza sonucunda 01.12.2017 Cuma gününe kadar hastanede yatmak zorunda kalsaydı, önceki soruda hesaplandığı üzere ödeme emrine itirazının süresini (27.11.2017) kaçırmış ve itirazını yapamamış olacaktı.

Ancak, İcra ve İflas Kanunu, borçlunun kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresinde itiraz edememiş olması halinde, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar itiraz edebilmesine imkan vermektedir. Bu imkan, gecikmiş itiraz imkanıdır (İİK m. 65).

Somut olayda (Ö) ödeme emrine itirazını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, gecikmiş itiraz yoluyla, takibi yapan icra dairesinin bağlı olduğu  icra mahkemesi nezdinde ileri sürebilecek ve gecikmiş itiraz o tarihte yapılmış sayılacaktır. (Ö), gecikmiş itirazında süresinde itiraz edememesine neden olan mazeretini ve bunun delillerini, ödeme emrine itirazını ve itirazını sebepleriyle birlikte göstermek zorundadır (İİK m. 65, f. 2). Ancak, gecikmiş itiraz takibi kendiliğinden durdurmayacaktır (İİK m. 65, f. 3).

4. Önceki sorudan bağımsız olarak, ödeme emrinin 15.11.2017 tarihinde (Ö)’ye tebliğ edildiğini varsayalım.

a. (Ö), kira bedelini ödediğinden bahisle ödeme emrine karşı muhalefette bulunmak istemektedir. (Ö) bu muhalefetini en son hangi güne kadar, hangi yolla, hangi görevli ve yetkili icra organı nezdinde, nasıl ileri sürebilir? Bu muhalefetin takibe etkisi ne olur? (8 puan)

(Ö), kira bedelinin ödendiğinden bahisle ödeme emrine karşı muhalefetini, ödeme emrine itiraz yoluyla ileri sürebilecektir. Burada (Ö)’nün itirazı, borca itiraz niteliğindedir. (Ö) borca itirazını, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ileri sürmelidir. Buna göre (Ö) borca itirazını, tebliğ tarihi olan 15.11.2017 tarihinden itibaren yedi günlük süre içinde, yani 22.11.2017 Çarşamba günü tatil saatine kadar ileri sürebilecektir. Ödeme emrine itiraz, takibi yapan icra dairesine veya takibi yapan icra dairesine gönderilmek üzere başka bir yer icra dairesine, dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılacaktır (İİK m. 62). Ödeme emrine itiraz, takibi kendiliğinden durduracaktır (İİK m. 66, f. 1, 1. cümle).

b. (Ö), sadece, takibin İstanbul İcra Daireleri’nde yapılması gerektiğinden bahisle ödeme emrine karşı muhalefette bulunmak isteseydi, önceki soruya vereceğiniz cevap değişir miydi? Açıklayınız. (9 puan)

(Ö)’nün sadece takibin İstanbul İcra Daireleri’nde yapılması gerektiğinden bahisle ödeme emrine karşı muhalefette bulunmak istemesi halinde, bir yetki itirazından bahsedilecektir.

Yetki itirazı kural olarak esasa ilişkin itirazla birlikte yapılır (İİK m. 50, f. 2); ancak, tek başına yapılmasına da bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca, borçlu yetki itirazında bulunurken, yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu bildirmelidir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz (İİK m. 50, f. 1; HMK m. 19, f. 2). Nitekim somut olayda bu şart da gerçekleşmiştir. Bu sebeple, önceki soruya vereceğimiz cevap değişmeyecektir. Yani, somut olayda (Ö) esasa itiraz etmeyecekse yalnız yetki itirazını, önceki soruda açıklanan cevap çerçevesinde ileri sürecek ve itiraz, önceki soruda açıklandığı gibi, takibi kendiliğinden durduracaktır.

c. (Ö), ödeme emrine muhalefetinde“Ev sahibi (E)’ye olan borcum bu kadar değildir.” ifadesini kullansaydı, bu muhalefet geçerli olur muydu? Bu muhalefetin geçerli olması durumunda takibe etkisi ne olurdu? Açıklayınız. (8 puan)

Borçlu borcun tamamına değil de bir kısmına itiraz ederse, kısmi itiraz söz konusu olur. Buna göre,  (Ö), ödeme emrine muhalefetinde “Ev sahibi (E)’ye olan borcum bu kadar değildir.” ifadesini kullansaydı, burada ödeme emrine geçerli olarak kısmi itiraz yapılıp yapılmadığının tartışılması gerekirdi

Kısmi itiraz da bir borca itiraz olduğundan, itirazın yapılmasına ilişkin olarak yukarıdaki 4-a şıkkında yapılan açıklamalar burada da geçerli olacaktır. Ancak bundan başka, kısmi itirazın geçerli olabilmesi için bir başka şart daha vardır. Buna göre; kısmi itirazın geçerli olabilmesi için borçlunun itirazında itiraz ettiği borç miktarını açıkça ve ayrıca belirtmesi gerekir. Aksi takdirde itiraz hiç yapılmamış sayılır (İİK m. 62, f. 4).

Görüldüğü üzere kısmi itirazın açıkça belirtilmemesinin sonucu çok ağırdır. Nitekim, somut olayda (Ö)’nün itiraz ettiği kısım açık değildir. Çünkü (Ö) “Ev sahibi (E)’ye olan borcum borcum bu kadar değildir” demektedir.  (Ö)’nün itiraz ettiği kısım açıkça belli olmadığından, kısmi itiraz geçersizdir. Bu sebeple, (Ö) hiç itiraz etmemiş sayılacaktır.

5. (Ö) ile ev sahibi (E), aralarındaki kira sözleşmesine “İşbu sözleşmeden kaynaklanan icra takipleri Bakırköy İcra Dairelerinde yapılacaktır.” şeklinde bir kayıt koysalardı, bu kayıt geçerli olur muydu? Geçerli olursa, neden? Geçerli olmazsa, neden? Açıklayınız. (10 puan)

(Ö) ile ev sahibi (E), aralarındaki kira sözleşmesine “İşbu sözleşmeden kaynaklanan icra takipleri Bakırköy İcra Dairelerinde yapılacaktır.” şeklinde bir kayıt koysalardı, geçerli bir yetki sözleşmesi yapılıp yapılmadığının tartışılması gerekirdi (HMK m. 17 vd.).

Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır (İİK m. 50, f. 1; HMK m. 447, f. 2). Bu sebeple, yetki sözleşmelerine ilişkin HMK m. 17 vd. hükümleri icra takiplerinde de kıyasen uygulanacaktır. Buna göre icra dairelerinin yetkisi kesin yetki niteliğinde olmayıp, kira sözleşmesi de tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konulardan olmadığından icra dairelerinin yetkisi konusunda yetki sözleşmesi yapılabilecektir (İİK m. 50; HMK m. 18, f. 1).

İcra dairelerinin yetkisi konusundaki yetki sözleşmesi veya şartının geçerli olabilmesi için, her iki tarafın da tacir veya kamu tüzel kişisi olması, sözleşmenin yazılı olması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan icra dairesinin veya dairelerinin  belirtilmesi gerekir (İİK m. 50; HMK m. 18, f. 2).

Somut olayda, ev sahibi (E)’nin tacir olup olmadığı yönünde bir açıklık yoksa da,  taraflardan (Ö) öğrencidir. Buna göre, sorudaki varsayım dahilinde yetki sözleşmesinin diğer geçerlilik şartlarının hepsi sağlanmış olsa da, taraflardan her ikisinin de tacir veya kamu tüzel kişisi olması şartı sağlanmamış olduğundan yetki sözleşmesi geçerli olmazdı.

Metin soruları:

  1. Şikayet sebepleri nelerdir? Açıklama yapmadan sayınız ve her birine bir örnek veriniz. (12,5 puan)

Şikayet sebepleri İİK m. 16’da belirtilmiş olup, dört tanedir:

  • İcra ve iflas dairesinin yaptığı işlemin kanuna aykırı olması: Örneğin, icra müdürünün kendisinin, karı veya kocasının, nişanlısının yahut kan ve sıhri alt soyununun ve üst soyunun veya üçüncü derece dahil olmak üzere bu dereceye kadar olan kan ve sıhri yan soy hısımlarının, kanuni mümessili veya vekili yahut müstahdemi bulunduğu bir kişinin menfaati olan işi görmesi (İİK m. 10).
  • İcra ve iflas dairesinin yaptığı işlemin hadiseye uygun olmaması: Örneğin, maaş haczinde borçlu ve ailesinin geçinmesi için lüzumlu olan miktarın düşük veya yüksek takdir edilmesi (İİK m. 83, f. 1).
  • Bir hakkın yerine getirilmemesi: Örneğin, ödeme emrine süresinde itiraz edilmediği halde alacaklının talebi üzerine takibe devam edilmemesi (İİK m. 66, f. 1).
  • Bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması. Örneğin, üç gün geçtiği halde ödeme emrinin borçluya tebliğe gönderilmemesi (İİK m. 61, f. 1).

 

Ancak, Kanun’da açıkça yer almasa da icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemin kamu düzenine aykırı olması da, öğreti ve içtihatlarda bir şikayet sebebi olarak kabul edilmektedir. Örneğin: süresi içinde itiraz yapıldığı ve bununla takip kendiliğinden durduğu halde (İİK m. 66, f. 1) takibe devam edilmesi.

 

  1. İcra takip işlemi nedir? Tatil gün ve saatlerinde hangi icra takip işlemleri yapılabilir? Açıklayınız. (12,5 puan)

Bir işlemin icra takip işlemi olarak değerlendirilebilmesi için şu üç şartı sağlaması gerekir:

  • İcra organı tarafından yapılmış olma,
  • Borçluya karşı yapılmış olma.
  • Takibi ilerletici nitelikte olma.

Bu bağlamda; tatil gün ve saatlerinde kural olarak bu üç şartı sağlayan hiçbir icra takip işlemi yapılamaz. Ancak bunun bazı istisnaları vardır:

Tatil günlerinde:

  • Haciz yapılabilir,
  • Tebligat yapılabilir,
  • Muhafaza tedbiri alınabilir (İİK m. 51, f. 1).

Tatil saatlerinde, yani gece vaktinde:

  • Gündüz başlayan hacze devam edilebilir;
  • Gece iş görülen yerlerde hasılat haczi yapılabilir,
  • Tebligat yapılabilir,
  • Borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa haciz yapılabilir (İİK m. 51, f. 1).



Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi