Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Uluslararası İnsan Hakları - Final Cevap Anahtarı
Duyuru Arşivi
Uluslararası İnsan Hakları - Final Cevap Anahtarı

1-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yargı Yetkisini açıklayınız! 

1.Kişi Bakımından Bağdaşmazlık

Bir başvuruda kişi bakımından bağdaşmazlık hem Sözleşme’ye taraf devletler açısından hem de başvuruda bulunan kişiler yönünden olabilir. Bir devletin bir olaydan sorumlu tutulabilmesi için öncelikle şikâyetin Sözleşme’ye taraf bir ülkeye yöneltilmiş olması, ikinci olarak şikâyette bulunulan hak yönünden taraf devletin bu Sözleşme veya eki protokol hükmünü kabul etmiş yani onaylamış olması, son olarak da şikâyet konusu olayın taraf devletin yetki alanı içerisinde gerçekleşmiş olması koşulunun bir arada bulunması gerekir.

AİHM kamu gücünü kullanan kamu tüzel kişiliğinin bir başka kamu gücünü kullanan kamu tüzel kişiliği aleyhine başvuruda bulunamayacağı konusunu ilke olarak benimsenmiştir.

2.Yer Bakımından Bağdaşmazlık

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü” başlıklı 1. maddesinde yer alan; “Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.” düzenlemesi ile Sözleşme’nin uygulama alanı belirlenmektedir.

Buna göre; taraf devletin bir olaydan dolayı sorumlu tutulabilmesi için ihlalin taraf devletin egemenliğini kullandığı yerde gerçekleşmiş olması gerekir. Bu nedenle yer bakımından yetkisizlik kavramından söz edebilmek için ihlalin taraf devletin yargı yetkisi alanında veya bu devlet tarafından etkili bir şekilde kontrol edilen topraklarda meydana gelmiş olması lazımdır.

Burada belirtilen “yetki alanı” kavramı bir sözleşmeci tarafın egemenlik yetkisini kullandığı toprak sahası ile sınırlı değildir. Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, Sözleşmeci tarafların toprakları dışında gerçekleştirdiği bazı eylemlerden de sorumlu tutulabilmektedir.

Bir Sözleşmeci tarafın askeri veya sivil görevlileri herhangi bir yabancı ülkede bulunan kişiler üzerinde güç ve yetki kullandığı takdirde Sözleşmeci taraf, AİHS’nin 1. maddesi kapsamında bir yetki kullanıyor kabul edilecektir.

 

3.Zaman Bakımından Bağdaşmazlık

Uluslararası hukukun yerleşmiş ilkelerinden biri de antlaşmaların geriye yürümezliği ilkesidir. Bu ilkeye göre bir uluslararası antlaşmanın hükümleri, ilgili taraf devlet açısından yürürlüğe girdiği tarihten önceki olay, olgu ya da durumlara etkisi olmaz. Bu hükümler ancak antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için geçerlidir .

Hukukun genel kuralları uyarınca Sözleşme geriye yürütülemez olsa da, bu kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır. Şayet bir şikâyet süregelen bir durum ile ilgiliyse, yani Sözleşmeci taraf bakımından Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen bir olayın neden olduğu bir ihlalin, esas olayın sonuçları nedeniyle Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra da devam etmesi halinde, diğer kabul edilebilirlik şartlarına uygun olmak kaydıyla, Mahkeme bu türdeki şikâyetleri incelemeye yetkilidir.

4.Konu Bakımından Bağdaşmazlık

Mahkemenin yetkisi Sözleşme ve Eki Protokollerinde yer alan hak ve özgürlüklerle sınırlıdır. Bunun dışında kalan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğinden bahisle Mahkemeye başvuruda bulunulamaz. Zira Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesinde de belirtildiği üzere, AİHS sadece bu Sözleşme ve Eki Protokollerinde sayılan hak ve özgürlükleri güvence altına almıştır.

 

2-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kimlerin Başvuru Hakkı var? 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi hükmü uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gerçek kişiler, hükümet dışı kuruluşlar veya diğer bir ifade ile özel hukuk tüzel kişileri ile kişi grupları veya kişi toplulukları başvuruda bulunabilir.

1.Gerçek Kişiler

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesindeki düzenlemeye göre tüm gerçek kişilerin Mahkemeye başvuru hakkı vardır. Zira Sözleşme’nin 1. maddesindeki hükme göre taraf devletler sözleşmeyi imzalamakla kendi yetki alanında bulunan herkese Sözleşme kapsamındaki hak ve özgürlükleri tanıdıklarını beyan etmişlerdir.

Bu kapsamda şikâyette bulunulan devletin yargı yetkisi altında bulunan herkes Mahkemeye başvurabilir. Yani sadece ilgili devletin vatandaşları değil, aynı zamanda üye veya üye olmayan ülke vatandaşları ve vatansızlar da Mahkemeye başvuruda bulunabilir.

Gerçek kişiler açısından, küçüklerin (reşit olmayanlar), akıl hastalarının, özürlülerin ve özgürlüğünden yoksun kişilerin de Mahkemeye başvuru hakkı bulunmaktadır.

2.Hükümet Dışı Kuruluşlar

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesindeki “hükümet dışı kuruluşlar" ifadesinden özel hukuk tüzel kişiliğine sahip siyasal partileri, sendikaları, şirketleri, vakıfları, dernekleri, meslek kuruluşlarını anlamak gerekir.

Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları veya kamu tüzel kişilikleri ile devlete ait şirketlerin Mahkemeye bireysel başvuru hakkı bulunmamaktadır. Zira bir Sözleşmeci Devletin kendisini AİHM’e şikâyet etmesi mümkün değildir.

3. Kişi Grupları veya Toplulukları

Tüzel kişiliğe sahip olmayan kişi grupları veya toplulukları iki şarttan birinin sağlanması halinde başvurucu olabilirler. Bunlardan birinci şart söz konusu kişi grubu veya topluluğunu oluşturan kişilerin ilgili başvuruyu birlikte imzalamaları hali veya ikinci şart bir temsilciye grubu veya topluluğu oluşturan kişilerin hep birlikte grup veya topluluk adına Mahkemeye başvuru için temsil yetkisi vermeleri durumudur.

 

3-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde kabul edilebilirlik kriterlerini sayınız! 

1-        İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi.

2-        Başvurunun daha önce başka bir uluslararası soruşturma ya da çözüm merciine sunulmamış olması.

3-        İç başvuru yolu tüketilmesinden itibaren altı aylık başvuru süresine riayet.

4-        Hukuki korumaya muhtaç olmak.

5-        Başvurunun sözleşme veya protokol hükümleriyle bağdaşmaması veya açıkça dayanaksız olması.

 

4- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde mağdurun ölümü veya kaybolmasını açıklayınız! 

Başvurucunun, AİHM’e açtığı bir dava karara bağlanmadan önce ölümü halinde mirasçıların davaya devam etmeleri doğrudan doğruya mirasçılara tanınan bir hak değildir. Mirasçıların davaya devam edebilmeleri için mülkiyet hakkının ihlalinde olduğu gibi doğrudan veya dolaylı olarak menfaatinin olması gereklidir. Eğer davanın mirasçılar tarafından devam ettirilmesinde Sözleşme bakımından genel bir yarar yoksa Mahkeme resen söz konusu baş¬vuruyu kayıttan düşürebilir.

Ancak mağdurun ölümü, Mahkeme tarafından otomatik olarak başvurunun düşürüleceği anlamına gelmez. Genel olarak söylenecek olursa, Mahkemeye başvuru yapıldıktan sonra başvurucunun ölmesi halinde, başvurucunun aile üyelerinin başvuruyu devam ettirmekte yeterli menfaatlerinin bulunduğunu ispat etmeleri koşuluyla, Mahkeme başvurunun görülmesine devam edebilir.

Başvuranın ölümünden sonra hiçbir yakını davaya devam etmek istemezse AİHM başvuranın ölümünün “konuyu bir nevi çözüme kavuşturan” bir gelişme teşkil ettiğini düşünerek başvurunun kayıttan düşmesine karar verebilir.

Mağdurun dava açmadan hayatını kaybetmesi veya kaybolması durumlarında ölen ya da kaybolanın mirasçıları veyahut yakınlarının da AİHM’e başvuru hakkı vardır.

 Bir eylem ya da ihmal, bir veya daha fazla kişiyi doğrudan mağdur edebileceği gibi, bu mağdurla yakın ilişkisi olan başka kişileri de dolaylı olarak etkileyebilir. Bu bağlamda dolaylı mağdurlar kendi hakları bakımından doğrudan Mahkemeye başvuruda bulunabilir. Bu gibi durumlarda olayın doğrudan mağduru ile başvurucu arasında çok yakın bir bağ olması gerekir.

Bu durum mağdurun kaybolan kişilerin yakınları tarafından yapılan başvurularda görülür. Anılan şekilde bir ihlalin mağduru olmayıp, ihlalden dolaylı olarak etkilenen kişilerin kendi adlarına mağdur olarak Mahkemeye başvuru hakkı bulunmaktadır.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
. . .