Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Hukuk Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Uluslararası Kamu Hukuku - Bütünleme Cevap Anahtarı
Duyuru Arşivi
Uluslararası Kamu Hukuku - Bütünleme Cevap Anahtarı

Olay

A devleti ile B devleti arasında, sınır anlaşmazlığı sebebiyle sıkça sınırda çatışmalar yaşanmaktadır. En son çatışmalarda A devletinin sınırdaki birliklerine açılan ateş sonucunda çok sayıda sivil ve askerin ölmesi üzerine, her iki devletin de komşusu olan C devleti, bu ihtilafın uzaması uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atacağı gerekçesiyle, A ve B devletlerinin arasındaki sorunu  Güvenlik Konseyine taşımıştır.

Soru 1: C devletinin böyle bir yetkisi var mıdır? Açıklayınız! BM Sözleşmesi çerçevesinde Güvenlik Konseyi önünde izlenecek yol nedir? Açıklayınız!

Devletler arasındaki uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelidir. Devletler, diledikleri barışçı çözüm yöntemini seçebilirler: Çeşitli yollar arasında, görüşme, soruşturma, arabuluculuk, uzlaştırmanın yanında, tahkim ve yargı yolları mevcuttur. Devletler Güvenlik Konseyine başvurmadan önce geleneksel yolları kul­lanmış olmalıdır.

Bütün bu yollara rağmen devletler aralarındaki sorunları çözemezlerse, artık bu krizin uzaması uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehdit edebilecek nitelikte bir uyuşmazlık (m.33) durumunda olacağından gerek krizin tarafları ve gerekse diğer devletler Güvenlik Konseyinin dikkatini çekebilirler.

Yapılan başvuru üzerine, Güvenlik Konseyi:- 36.madde uyarınca uygun bir barışçı yöntemi tavsiye edebilir veya, 38. madde uyarınca, tüm taraflar istekte bulunursa, bir uygun çözüm tavsiyesi getirir. Bu kez esas hakkında bir tavsiye de söz konusu olmakla birlikte, önerilen çözüm tabii bağlayıcı değildir.

Güvenlik Konseyinin Sözleşmenin VI. Bölümü kapsamındaki bu olayı ele alacaktır.  Bu tür krizlerde Uluslararası barış henüz bozul­mamıştır; ancak, uyuşmazlığın uzaması uluslararası barış ve güvenliği teh­likeye düşürebilecektir. Güvenlik Konseyi bu aşamada ikinci plânda kalır ve barışçı çözüm konusunda başlıca sorumluluk devletlere aittir. Bu aşamada alınan tüm kararlar tavsiye niteliği taşımaktadır.

Soru 2:  Eğer iki devlet arasında savaş çıkmış olsaydı C devletinin müracaatı üzerine Güvenlik Konsey BM sözleşmesinde kendisine  verilen yetkiler kapsamında  hangi usul çerçevesinde karar alacaktır? Açıklayınız!

İki devlet arasında savaş çıkmış olması durumunda üç ihtimal söz konusudur: Ulus­lararası barış ve güvenlik tehdit altındadır, bozulmuştur veya bir saldırı ger­çekleşmiştir. Bu durumlarda Güvenlik Konseyinin BM Sözleşmesinin VII bölümü çerçevesinde hareket edecektir. Ve aldığı kararlar bağlayıcıdır.

Konsey ilk önce BMS 39.maddesine göre bu üç durumdan birisinin varlığını tespit eder. Daha sonra da alınacak önlemler hakkında karar verecektir.

Bu yönden değişik bir önlemler seçeneği söz konusudur: Bunlar geçici tedbirler, silah kullanmayı içeren ve içermeyen tedbirlerdir.

Geçici tedbirler (m.40), durumun vahimleşmesini önlemeye yöneliktir. Somut olarak, tarafların ateşkese davet edilmesi türünden tedbirler karar­laştırılır. Bu önlemler tarafların hak, iddia ve konumlarını etkilemez.

Konsey duruma göre 41. maddeye göre silahlı kuvvet kullanılmasını içermeyen tedbirler (ekonomik yaptırımlar vs) ya da BMS 42 maddeye göre silahlı kuvvet kullanılmasını içeren tedbirlere karar verecektir. Bu kararlar tavsiye niteliğinde veya bağlayıcı olabilir

Soru 3: Diplomatik himayeyi tanımlayınız! Diplomatik himayenin şartlarından vatandaşlık şartını hem gerçek hem de tüzel kişiler açısından açıklayınız!

Diplomatik himaye, devletin uyruklarının uluslararası hukukun ihlâ­linden doğan haklarını üstlenerek uluslararası alanda başvuruda bulunma­sını ifade eder. Ancak buna başvurabilmek için iç başvuru yollarının tüketilmiş olması gerekiyor. Bir devlet ancak kendi uyruğu hakkında diplomatik himaye yoluna gidebilir.

Söz konusu uyrukluk ilişkisi de muhatap devlete karşı ve genel olarak uluslararası alanda öne sürülebilir nitelikte olmalıdır. Uluslararası Adalet Divanı, 1955 tarihli Nottebohm kararında gerçek kişinin uyrukluğu bakı­mından fiilî bir ilişkiyi şart tutmuştur.

Tüzel kişiler bakımından ise genel olarak tasfiye durumu dışında, ortakların değil, şirketin uyrukluğu dikkate alınır.

Uluslararası Adalet Divanı, 1970 tarihli Barcelona Traction kararında, Belçikalı ortaklar lehine Belçika tarafından işletilmek istenen diplomatik himayeyi kabul etmemiştir. Zira, İspanya tarafından zarara uğratıldığı öne sürülen şirket Kanada'da tescil edilmiş ve orada idare edilmektedir, merke­zi de Kanada'da bulunmaktadır.

Belirtmeli ki, uluslararası uygulama, ikili andlaşmalarda yabancı özel yatırımların korunması bakımından Divanın yaklaşımından farklı gelişmiş­tir: Uluslararası himaye hem şirketin tâbi olduğu hukuk dikkate alınarak, hem de ortakların tâbiiyeti dikkate alınarak tanınmaktadır (Örneğin, 1985 Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası tarafından kurulan Yatırımların Garantisi Çok Taraflı Andlaşması). 

Uyrukluk bağı, bu konuda farklı görüşler bulunmakla birlikte, hukuka aykırı fiil anında varolup, başvuru anında devam etmelidir.

Çifte uyrukluk durumunda, kişinin uyruğu bulunduğu diğer devlete karşı diplomatik himaye yoluna gidilemez. 

Soru 4: Uluslararası Deniz Hukukunda Bayrak yasası ilkesini açıklayınız!

Açık deniz herhangi bir devletin ülkesel yetkisi altında olmadığına gö­re, burada seyreden gemi ilke olarak bayrağını taşıdığı devletin kişisel yetkisine dayanır. Böylece gerek hukuk, gerekse ceza ve idare bakımından gemi bayrak devletinin yargısı altındadır. Her devlet ancak kendi bayrağını taşıyan gemi­ler üzerinde yetki kullanabilir; başka bir bayrağı taşıyan gemiler üzerinde yetkisi yoktur. Bayrak yasası ilkesin, açık denizdeki bir gemide bayrak dev­letinin yasalarının uygulanması; kaptanın, açık denizde devlet adına yetki­ler kullanması ve öteki devletlerin bu gemilere müdahale edememesidir.

1958 Cenevre Açık Deniz Sözleşmesi ile 1982 BMDH Sözleşmesinde de hem bayrak devletinin, hem de suçlunun uyruğu bulunduğu devletin yargı yetkisi benimsenmiştir; buna karşılık mağdurun devletine böyle bir yetki tanınmamaktadır.

Açık denizde bulunan yabancı gemilere bazı hâllerde başka devlet­lerin bayrağını taşıyan resmî gemilerce de müdahale edilebilmektedir. Bir kere, savaş hâli ayrı mütalâa edilir; ayrıca, yapılan andlaşmalar saklıdır ve özellikle uygulanacak yasa bakımından devletler hususî hukuku kuralları dikkate alınır.

Daha spesifik istisnalar mevcuttur (BMDHS, m. 110): deniz haydutluğu, köle ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığı şüphesi, izinsiz yayın hâllerinde ve tâbiiyetsiz gemilerde, savaş gemileri ve diğer yetkili devlet gemileri tarafından bayrak ve belgeleri inceleme ve ziyaret hakkı mevcuttur. Bazı hâllerde (de­niz haydutluğu; izinsiz yayın hâlinde yayının yöneldiği devlet tarafından) ayrıca yargı yetkisi de bulunur.

Daha kapsamlı bir istisna ise meşru müdafaadır. Bununla birlikte, ge­nelde meşru müdafaaya dayandırılan uygulamalar tartışmalı olduğundan, bu konu deniz hukuku sözleşmelerinde düzenlenmemiştir. Barış zamanında meşru müdafaaya dayanan müdahalelerin somut bir örf ve âdet kuralı ola­rak belirlenmesi zordur.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
. . .